21 Ekim 2014 Çapariyle Çinekop Avı

Bu yazı Yaptığım Avlar kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.


En son başlığımız hatırlarsanız oltacı için göç başladı şeklindeydi. Göç devam ediyor ve şimdi av serimize devam ediyoruz. Boğaz avlarının en güzel tarafı pek çok eş dost ahbap ile birlikte avlanıyor olmak. Oltalar karışsa bile sukunet ve neşe hep aynı yerinde duruveriyor.

Gelelim neler yaptığımıza. Ben eski kafalı ve geleneksel yaşamayı seven bir insan olduğumdan bazı alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum. Neredeyse herkes pembeli allı güllü renklerde çapariler kullanırken ben yeşil floş kısa köstek beyaz tüy çapariden vazgeçmedim. Özellikle balığın hızlandığı zamanlar olan akşama yakın saatlerde bu tip çapari kullanmanızı tavsiye ederim.
21 Ekim 2014 Boğazda Lüfer Avı

Bu çapari üzerine çok güldük eğlendik. Habire düşen balıklar, arada durgunlaşan avın hızlandığı anlarda herkesin oltaları kapıp çin seddine saldırır gibi oltaları savurmaları, bazı siyasilerin gelip geçerken bekledikleri ilgiyi bulamaması üzerine yapılan muhabbetler vs.

Evet, güzel ve bol balıklı bir gündü. Olta için çok fazla düşünmenize gerek yok. Yukarıda söylediğim renkte ve şekilde bir çapari işinizi görecek. İnşallah böyle bol balıklı zamanlara denk gelirsiniz. Akıntının çok olduğu yerlerde 150 gram veya üzeri kurşun kullanmanız gerekiyor. Ama bulunduğunuz yere göre diğer oltacılara ayak uyduracak şekilde ağırlık seçimi yapmanız daha faydalı.

Son olarak avlandığımız yer Kalender Ordu Evi önüdür.

Tüm amatör balıkçı dostlara rastgele.





Oltacı İçin Göç Başladı – 15 Ekim 2014 Çapari İle Çinekop

Bu yazı Yaptığım Avlar kategorisine tarihinde tarafından gönderildi.


Aslında göç başlayalı çok oldu. Gırgırlar gırgır şamata, tekneler harala gürele lüferiydi palamutuydu kırdılar geçirdiler. Ama sıra biz oltacılara geldiğinde malesef istavrit bile yoktu. Gece yemli avlar verimsizdi. Yahu nasıl verimsiz olmasın ? İstavritin kilosu 20 TL olur mu ? Hem de bayat !

İnat ettim gitmemek için. Gece olta atan ahbaplarım 8-9 balık yakalayıp övüne dursunlar, o kalabalıklar inanın çekilir gibi değil. Tanıdığım pek çok olsa da yinede sıkılıyor insan. Gidip sohbet etmekte olmuyor ya neyse.

Gelelim neler olduğuna. Efendim garipçeden dönüşte aşağı doğru inerken teknelerin kireç burununa çok aşırı derecede yaklaştıklarını farkettim. Tekneler 5-10 değil en az 100 tane. Bunlar boğazın tam ortasındaydılar oysaki. Neler oluyor acaba diyerek sinsi bir şekilde indim sahil yoluna. Araba kalabalığından bıkıp doğru tünelden istinyeye. O çevrede olta atan yok. Hemen Kalendere doğru yollanıp arabayı sote bir yere parkettim. Vardır yoktur diyerek bir kaç çapari, kurşun ve oltayıda alıp yürüdüm ordu evi önüne.

Uzun zamandan beri beklediğim manzarayla sonunda karşı karşıyayım. Çinekoplar ( limit ve üstü ) 3 – 5 dizili geliyor. Herkes halinden memnun. Bir çok dostumuzda orada. Oooo sendemi burdasın, bendemi buradayım. Yahu bırakın beni oltamı açayım diyerek başladım atıp çekmeye. Balık o kadar yakından geliyorki biz bu mesafelerde yemli kıraça yakalıyorduk. Bazı balıklar limit altı, hemen suya bırakılıyor. Çevremdeki oltacıların bazılarıda bu bilinçle avlanıyor. Bazen güzel boylarda geliyor, sarıkanat gibi ama nerdeyse sarıkanat.

15 Ekim 2014 Boğazda Lüfer Avı
Öyle böyle derken limitlere yaklaştığımı görüyorum. Ama esas sevindiğim nokta tahminim doğru çıkması. Çünkü neredeyse 30 gündür geçtiğim boğaz hattını sonunda haraketlenmiş şekilde görmeyi başardım. Üstelik bir kaç günlük nevalemde var. Balıkta lüfer mahdumu olunca bundan güzel zevkte yok.

Gelelim ne kullandığıma. 130 gram kurşun ve klasik beyaz tüylü yeşil floşlu çinekop çaparisi. Öyle pembeyle maviye uğraşmayın, gelenekten de şaşmayın derim. Ayrıca balık çok uzakta değil, bunuda not edin. Bazen uzaklaşıyor ama genelde yakında. Birde abartmadan limitler çerçevesinde avlanın.

Rastgele.