G2F Keşif – Bilecik

Yaptığım Avlar Yorum Yazılmamış »

Bu sene içerisinde yaptığım ikinci keşif turu Bilecik istikametindeydi. Asker arkadaşım ve burada da bazı avları bulunan Latifin memleketi Bilecik.

Bilecik ülkemizde çok fazla bilinmeyen, turizm açısından çok fazla ön planda olmayan ufak tefek bir şehir. Büyüklük olarak küçük sayılabilecek bu şehrin gezilebilecek pek çok yeri olduğunu, gayet misafirperver ve çalışkan insanların yaşadığını ve bu insanların aynı zamanda çok becerikli olduğunu öğrendiğim bir bir keşif gezisiydi.

Turumuzda 3 farklı gölet ve 1 tane dereyi dolaştık. Gittiğimiz yerler tabiat harikası yerlerdi. Hatta bir tanesi bulunması ve bilinmesi imkansız bir yerdi desem yalan olmaz. Çünkü araçla gidemeyeceğiniz bir bölgede ve en az 30 dakika yürümek gerekiyor. Göletin resmini de aşağıya ekleyeceğim. Alabalık için gittiğimiz yer ise doğallıktan uzak, yakında bulunan çiftlikten firar etmiş balıkları misafir eden bir dereydi. Üzerinde durmayı gerekli bulmuyorum. Orman içerisinde güzel ve yer yer hızlı akan bir dere. Ama insanoğlunun acımasızlığının tadına bakmış olduğunu fark etmek hiçte zor değil.

Acımasızlığın kaynağı o dere üzerine çiftlik kurmuş olan işletmeler. Dere suyu böyle bir şey için müsait ama tabi hayatı da normal olarak olumsuz etkiliyor. Çiftliklere gelene kadar çağlayarak gelen berrak bu dere çiftliklerden sonra mazlum ve kirli şekilde ekıp gidiveriyor. Ahkam kesmeyi sevmem ancak bahsettiğim dere arkadaşımın köyüne kadar gidiyor ve durumu içler acısı.

Birazda Bileciğin güzelliklerinden bahsedelim. Örneğin benim yaptığım gibi sadece 5 dakikalık bir yürüyüşle yol kenarından bilmem kaç çeşit çiçek türüyle tanışabiliyorsunuz. Bu çok garip bir durum. Hemde bu bitkiler veyahut çiçekler daha önce karşılaşmadığınız türlerde olabiliyor.

Bilecikte Bazı Bitki Türleri

Bilecikte Bazı Bitki Türleri

Bileciğin yemek kültürünü diğer illere göre çok çeşitli bulmadım ancak ahalinin çok maharetli olduğunu anlamış bulunuyorum. Ev sahiplerimiz bizim marketten aldığımız bir çok şeyi kendileri yapıyorlar. Hatta o kadar ileri gitmişlerki konsantre meyve suyu bile yapıyorlar. Ayrıca hazırladıkları diğer konserve çeşitlerinden tadınca kendi kendime ” aslında biz eşşeğe biniyormuşuz ” demekten kendimi alamadım.

Gelelim av konusuna. Başta da belirttiğim gibi 3 farklı gölete gittik evet. Kimisinde rivayete göre turna vardı kimisindeyse derede olduğu gibi alabalık ( gökkuşağı ). 1. mekanımızda turna için at-çek yaptık ama nafile. Yemli olta atanlarda kısmetlerini bekleyip dururlardı. Sonuç sıfır…

Sonra yer değiştirip orman içinde sanki bilerek gizlenmiş bir başka gölete gittik. Balık tutmak yasakmış (!). Belliki kural dışı bir yasak çünkü tabela da yazan yasak nedense sirkülerde yok. Ama işin trajikomik yanı bu yasak 5 lira karşılığında almış olduğunuz biletle son buluyor. Elimizde porsiyonluk solucanlar ve sahtelerle indik göl kenarında. Cennetten bir parça sanki bu yer diye düşünüyor insan. O kadar sessiz ve sakinki. Mevki uzak, parkur biraz yıpratıcı olduğu için fazla insanda yoktu ama her yerde olduğu gibi burada da öze dönüşü temsil eden bazı insanlar vardı. Sofra kurun, sohbet edin ve hatta gülün eğlenin de be kardeşim böğürmek nedir ? Orman içinde bangır bangır müzik dinlemek nedir ?

Velhası bu gölette portakal ve beyaz renkli japon balıklarını gördükten sonra reklama geldiğimizi anladım. İsrail sazanı modası bitmiş artık japon balığı modası başlamış. Veya biri bizi feci yiyor ama kim…

Buradan çıkıp ulaşılması zor olan diğer gölete yollandık. Hiç umudum yoktu ne yalan söyleyeyim. Burayla ilgili bilgiyi veren kişi aynalı sazan ve normal sazan olduğunu söylemişti. Yere ulaştığımızda çok beğendiğimi söylemeliyim. Ama o da ne ? Yine o portakal renkli japon balıkları suyun üzerinde geziyor.

Bilecikte Bir Gölet

Bilecikte Bir Gölet

Bir saat kadar konduğumuz ilk yerde durduktan sonra az ilerilere bakmak için yürümeye karar verdim. Gölet çevresini yürümeye kalksanız 20 dakikanızı almaz, o derece kapalı devre bir yer. Küçük bir koy içerisinde haraketlilik olduğunu görünce ahaliyide çağırdım ve orada olta atmaya başladık. Numune yavru balıklar var ve bu insanı sevindiriyor. Henüz başlamış bir döngü ve bilenler bu göleti iyi koruyorlar. İnşallah hep böyle devam ederde tahrip edilmeden güzel bir ortam oluşabilir.

Aynalı Sazan - Bilecik

Sazan – Bilecik

 

Sazan - Bilecik

Sazan – Bilecik

Son olarak devre arkadaşım bizime tenekede tavuk hazırladı. Hakkınızı helal edin, onunda resimlerini ekliyorum.

Tenekede Tavuk

Tenekede Tavuk

Tenekede Tavuk

Tenekede Tavuk

Eğer gitmediyseniz mutlaka Bileciğe gidin görün. Biraz dağlık evet ama aynı zamanda keşfedebileceğiniz çok güzel yerler olduğunu göreceksiniz.

Eğritaş Mırmır ve İspari Avı – Ağustos 2014

Yaptığım Avlar Yorum Yazılmamış »

Balık yok diyenlere inat aldık sülünezleri, vardık Gelibolu Eğritaşa. Vakitlice gitmedik, birazda umutsuzluktan olsa gerek. Hemen hızlı şekilde hazırladığım yemli oltanın bedenide 0,25  köstekleri de. Altına 100 gram kurşunuda iliştirdimmi ava hazır hale gelmiş demektir. İğneler kahverengi 3-4 veya 5 numara olabilir. Önemli olan kalın iğnelerden olması çünkü mırmırın ağzı körüklüdür. Normalde mırmır için yatırma tipi yemli olta hazırlardım ama burada usül farklı. Balık o tip oltaya vurmuyor nedense.

Mekan güzel olmasına güzeldi de esas hava tam mırmır için uygundu. Deniz desen ne eksik ne fazla dalga yapıyor. Dalga var ama oltaya zararı yok. Mırmır için ideal olmasının sebebiyse zeminin hafiften oynuyor olması ve bu esnada mırmırın beslenmesi için gereken bir takım zevatın ortaya çıkması.

Eğritaş Mırmır Avı

Her neyse, oltayı hazırladıktan sonra kallavi şekilde makasladığımız yemlerle oltayı donatıp attık suya. Bismillah, arkadan biraz abur cubura uzanalım derken balık vurur mu ? Vurur tabi çünkü balığın huyudur. Helede yeni gelip oltayı açtıysan ve balık konusunda ümitsizsen bunu yaşarsın. ” Ah gitti balık vah gitti balık ” demeye zaman yok. Biraz daha bekleyip çektim oltayı ve yemleyip tekrar attım. Sigaramı yakarken dahi göz ucuyla oltanın ucuna bakıyorum.

Eğritaş İspari Avı

Fantastik haraketleri bir kenara bırakırsak, evet balık çok güzel ve hızlıydı. Kova dolusu olmadı ama ziyafet dolusu balık yakalayabildim. Oltada o mekandan geçmişten gelen tecrübeden ötürü büyük iğne kullandım. Ufak balıklar yemi götüremesin, oltaya da yakalanamasın.

Eğritaş Mırmır Avı

Oltaya vuran sadece mırmır değildi. Göz doyuran, biraz da aksiyonu seven isparilerde vardı. Neyseki nüfus oranı fazla değildi ve mırmırdan yana daha fazla nasiplendik. Av toplam 4 saat sürdü. Son 1 saat gevezelikle geçmiş olabilir ama olsun. Balık yok diyenlere duyurulur. Gidin ve şansınızı mutlaka deneyin.

Tüm amatör balıkçı arkadaşlara rastgele.

Entries RSS Comments RSS - 2013Giriş