Dalyan Tatlı Su Kefali Avı 22 Mart 2014

Balık Avı Videoları, Yaptığım Avlar Yorum Yazılmamış »

Yine düştük Çanakkale yollarına. Bu seferki tarihi ve turistik bir gezi olacaktı. Okan Motelde yerimizi ayırttık 2 gün için. Sağolsunlar çok misafirperver davranıyorlar tüm ziyaretçilerine. İki günlük bu kısa tatilimsi gezi içerisinde akşam saatlerine yakın hava kararmadan 2 saat kadar önce yaptığım bir avı paylaşacağım.

Behram, Babakale ve Gülpınar ziyaretlerinden sonra ( Babakalenin hali içler acısı maalesef ) daha önce gitmediğim Geyikli kasabasına doğru uzanalım dedik. Oysa o kadar sık gidiyoruzki kasabanın yoluna doğru. Sadece bir kaç km geride duruyordu ama avlanıp geri dönüyorduk her defasında. Bu sefer sahil yolundan gelmenin ve yeni yerler keşfetmeye şartlanmamış  vermiş olduğu şevkle gidelim görelim dedik. Gerçekten yaşanılası bir yer. Emekli olupta sessizliği seçmeyi düşünenler için birebir. Tabiat ve denizin birarada olduğu ender güzellikteki yerlerden bir tanesi.

Dalyan Tatlı Su Kefali Avı

O yol üzerinde bulduğumuz bir dere bu işte. Her ne kadar canlılığın fazla olduğunu düşündüğüm geniş yerlerinde yol yapımı vb. çalışmalardan ötürü hafriyat kamyonlarının sesli tacizine maruz kalsa da ve hatta kimi yerlerde dolgu yapımıyla karşılaşsakta bulduğumuz sessiz bir yerde atıp çekerek nefsimizi körelttik. Bu kısa sürede 2 tane cin bakışlı balık yakalayabildim ( çok şükür ). Suda kıpırdanma çoktu ama nedense balık gelmemekte ısrar ediyordu. Belkide turna baskısı yüzünden kimbilir.

Kullandığım / denediğim malzemeler kurbağa ve isimsiz küçük beyaz sahteler. Bu arada oltaya istem dışı bir turna saldırdı ama yasak zaman bilinciyle hemen ait olduğu yere gönderiverdim. Resmini dahi çekmek istemedim. Videosunu hemen alt kısımda bulabilirsiniz. İyi seyirler.

Rastgele.

Amatör Balık Avcılığı İle İlgili Son Düzenlemeler

Güncel 2 Yorum »

Son zamanlarda gazeteleri takip ediyormusunuz bilmiyorum ama dün okuduğum bir haber beni hem şaşırttı hem de deriiiiin düşüncelere itti.

Haberde özetle söylenen şuydu : Bundan böyle herkes kafasına göre balık avlayamayacak. Balık avlamak bir belgeye tabi olacak ve bu belge belirli bir eğitim sonucunda balık avcılarına verilecek.

Yani artık boğazda balık avlarken aniden birisi gelip size ” Balık avlama ruhsatınız var mı ? ” diye sorabilecek. Veya diyelimki ailenizle birlikte kalktınız bir göl – dere kenarına piknik yapmaya gittiniz. Arabanızda da oltalarınız ve gerekli malzemeleriniz var, olta atmak geldi içinizden. Yeni düzenleme sayesinde bunu yapamayacaksınız. Devlet buna izin vermeyecek yani.

Ayrıca dinamitle, kireçle, elektrikle falan avlanmakta yasaklanacak ( ki zaten yasak ). Gerçek amatör balıkçıların bunu yapması zaten imkansız birşey. Ben çantasında kireç veya akü taşıyan bir amatör balık avcısı görmedim. Siz gördünüzmü ?

Amatör Balıkçı Belgesi

Varolan Amatör Balıkçı Belgesi

Gelin bu konuyu biraz inceleyelim.

Bu belge zaten yasal düzenlemelerle oluşturulmuş her ne kadar sistem çerçevesinde aktif olmasa bile mevcut olan bir belgeydi. Yani Bölge Tarım Müdürlüğüne giderek ( 2004 yılına göre, çünkü ben o zaman almıştım ) 20 lira, kimlik bilgisi ve bir fotograf karşılığında alabiliyordunuz. Muhtemelen şimdi daha yükselmiştir. Belge sahibi bazı kişilerin bu belge sayesinde milli parklarda bile avlanabileceğini söylediğine şahit olmuştum. Öyle ya zorunlu değilse ve almak gerekiyorsa başka ne gibi avantajları olabilirdi ki ? Üstelik zorunlu olmadığı halde kolluk kuvvetleri keyfe keder oltalarınızı toplayıp ceza kesmeye yeltenebiliyor veya yasal olmadığını söylerseniz kibarca tehdit yoluyla sizi oradan uzaklaştırabiliyordu.

Peki bu belge size ne kazandırıyordu ? Kocaman bir hiç. Elde edilen gelir devletin kasasına gidiyor, belgeli belgesiz herkes istediği yerde istediği zaman istediği kadar balık avlayabiliyordu. Normal olarak benim gibi belge sahibi olanlarda ” Ben niye para vereyimki bu belgeye ” diye soruyordu haliyle. Üstelik belge o zamanlar 2 senelikti. Yeni yapılacak düzenleme sonucunda muhtemelen senelik olacak. Bu kaideye uymayanlara cezalar gelecek vs. Devlete senelik gelir kapısı diyerek buraya bir komplo teorisi tohumu ekelim hemen.

Ben bu sisteme hiç bir zaman karşı olmadım ve olmayacağımda. Benim sorunum tamamen sistemin işleyişiyle ilgili. Bu sistemin uygulandığı yabancı devletlerde belge veya sertifika için ödenen para tamamen o sistem içerisinde gerekli olan yerlerde sarf ediliyor. Basitçe izah etmek gerekirse 1000 avcıdan toplanan para, balık avlanan bölgelerin korunması için gerekli önlemlerin alınmasına, balıklandırılmasına veya denetimine harcanıyor. Böylece hem tabi denge korunuyor hem de avcıların bu işi layıkıyla yapmasına ve her sene hiç bir muhalif durum oluşmadan ( çünkü avcı tatminkar ) aynı gelirin döngüsünün devamı sağlanıyor.

Gelelim memleketimize. Ben belgeyi ilk aldığım zamanda aynı şekilde zorunlu olacağına dair bir açıklama yapılmıştı. Benim gibi taraftar olanlarda bi koşu gidip belgesini tamamladı ve cüzdanına iliştirdi. Peki sonra ne oldu ?

Sonrasında olan varolan düzenin devam ediyor olmasıydı. Yani herkes yine kafasına göre avlanmaya devam etti. Korkulan oldu sözün özü.

Yeni düzenlemeye karşı olmadığımı bir kez daha söylemeliyim. Benim derdim bu düzen ile birlikte balıkçılardan alınacak olan belge ücretinin düzen içerisinde değilde devletin kasasında ihtiyaç olan yerlere harcanabilir olma ihtimali. Yasa yürürlülüğe girerse ve denetim sağlanırsa güzel şeyler olacağına inanıyorum.

Bu konuyu tartıştığım bazı arkadaşların düşünceleride ilginç. Av malzemesi sektörünün darbe alacağına inanandan tutunda sarhoşların ortadan kalkacağını düşünene kadar pek çok fikirler dile getiriliyor. Bazılarına hak vermemek mümkün değil ancak bazıları cidden çok fantastik.

Yasanın geçerli olmasından sonra denetimin nasıl yapılacağı benim için en büyük merak konusu. Acaba av teskeresi bölgeye dayalı mı verilecek yoksa iç sular ve denizleri kapsayan bir belgemi olacak. Birde konu ile ilgili eğitim verilecek olması meselesi var. Yani muhtemelen bir derneğe üyelik gerekecek ve ufak bir sınav neticesinde bu belgeyi alabileceğiz. Bu sınavı kimler yapacak ? Sınavın içeriği  ne olacak ? Sınavın içeriğini ( mantık çerçevesinde içeriğin balıkların yaşam alanları, yasak zamanlar ve limitler olmalıdır ) kimler belirleyecek ? Hangi kuruluşa ne çeşit bir yetkiyle bu konuda katkı sağlaması istenecek ? Denetmenler özel olarakmı seçilecek yoksa her zaman olduğu gibi devletin kolluk kuvvetleri tarafındanmı gerçekleştirilecek ?

Bu kadar sorunun üzerine aklıma gelen tek şey ” yoksa yine bir delinin taşınamı kurban gidiyoruz ? ” veya ” bunu gerçekleştirebilecekler mi ? ”

Konunun diğer detaylarıysa tekneyle balık avcılığı yapan kişilerin teknelerinde en az ön lisans mezunu denetmen bir personel bulundurma zorunluluğu ve bunun gibi şeyler. Bizimle alakalı olmadığı için detaya girmeye gerek duymuyorum.

Entries RSS Comments RSS - 2013Giriş